sagopa röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sagopa röportajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sagopa Kajmer Ramazan Röportajı-Sagopa Kajmer Bugun Röportajı 2008-Sagopa En Yeni Röportajı-Röportajlar

9 Eylül Salı günü Sagopa Kajmer’in ramazana özel yepyeni röportajını Bugün Gazetesi Ramazan Sohbetlerinde okuyabilirsiniz.

Rap müziğinin Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Sagopa Kajmer, Ramazan ayı ile ilgili anılarını, Ramazan ayını nasıl değerlendirdiğini BUGÜN’e anlattı. Asıl adı Yunus Özyavuz olan Sagopa Kajmer, Ramazan’da özlediği en önemli olayın, komşuların getirdiği tatlılar olduğunu belirtirken, en korktuğu şeyin davul sesi olduğunu söyledi. Kajmer, samimi bir itirafta da bulunarak, bir dönem düşmüş olduğu boşluktan bir daha geri dönmemek üzere döndüğünü açıkladı.

Favori iftar sofranızda neler var?

Soframda 2 şeyin olması benim için önemlidir. Biri hurma, diğeri mercimek veya ezogelin çorbası.

Anneniz, babanız, kardeşlerinizle geçirdiğiniz Ramazan ayına ilişkin neleri özlüyorsunuz?

Çocukluğumda Ramazan ayları gerçekten de özeldi. İftar için annem muhteşem bir sofra hazırlardı. Ancak maalesef ben büyüdüm ve İstanbul’a geldim. Uzun bir süre aile sofrasında iftar açamadım. Sanırım en güzel hatıra o güzel iftar sofralarıdır.

Ramazan davulcularıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Davullar nedense bana hep korkutucu gelmiştir. Davulun sesi uzaktan hoş gelir derler ama bence o davulun sesi uzaktan da korkutucuydu. Lakin yine de çocukluğumu bana hatırlattığı için kalbimde ayrı yeri vardır.

TEYZELER NE GÜZEL TATLILAR YAPARDI

Siz çocukken komşuluk ilişkileri çok sıcaktı. Sahurda, iftarda komşular birbirlerine ikramda bulunurlar, yaptıkları yemeklerden, tatlılardan gönderirlerdi, o günlere ait hatıralarınız var mı?

Ben komşuluk ilişkilerinin sıcak olduğu son dönemde yetiştim. Ama sessiz ve tek başıma bir çocukluk geçirdiğim için, anılarımda bu gibi şeylerin yeri pek olmadı. Herkesten gizli ve münzevi bir şekilde yaşadım. Vaktimi odamda müzik dinleyerek geçiriyordum. Ancak unutamadığım bir şey var ki, o da komşuların getirdiği tatlılar. En çok sütlaç, baklava ve irmik helvasının ikram edildiğini hatırlıyorum. Ne güzel de yaparlardı anneler, teyzeler.

Çocukken hiç orucunuzu bozdunuz mu?

Hayır. Ben çocukken o kadar güzel oruç tutuyordum ki, bu konuda ailem de beni çok takdir etmiştir. 30 gün boyunca orucumu tutar, akşamları Muhammed adlı arkadaşımla teravih namazına giderdim.

SUSAMAMAK İÇİN DİŞİMİ FIRÇALAMAZDIM

Çocukluğunuzda oruç tutarken zorlandınız mı?

Zorlanmadım. Sadece dişimi fırçalayarak yattığımda, sabahları susayarak kalkardım. O günlerden kalma alışkanlık olarak artık diş fırçalayıp uyumuyorum. Bir de Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, yatmadan önce 1 kaşık balın susuzluğu gidereceğini aktarır. Bu bilgi gerçekten çok işime yarıyor.

DEDEME ÇOK ŞEY BORÇLUYUM

Anneanneniz, babaanneniz, dedeleriniz Ramazan’da neler yapardı, sizi oruç konusunda yönlendirirler miydi?

Elbette. Özellikle dedem, orucun ve namazın ihyasının önemini vefat edene kadar bahsetmiş ve beni yetiştirmişti. Zaten bu ebeveynlerimiz olmasaydı sonumuz haraptı. Dedeler, anneanneler, babaanneler bu yönden çok kıymetlidirler. Ben her vakit bulduğumda dedemde kalırdım. Ondan dinen çok fazla şey öğrendim. Şimdiki bilgilerimi ve sadakatimi de özellikle dedeme borçluyum.

Ramazan ayını nasıl geçirirsiniz, çalışmalarınızı sürdürür müsünüz? İşlerinize ara mı verirsiniz? Ya da özel olarak yaptığınız bir şey var mı?

İşlerime devam ederim. Ancak konserlere çıkmam. Hazırlıklı giriyorum Ramazan’a. Kendime göre Ramazan’ı yaşamaktansa, ayet ve hadise göre yaşamayı tercih ediyorum.

PİŞMANLIKLARIMLA DÖNDÜM

Her yıl düzenli olarak oruç tutar mısınız? Kaç yıldır tutuyorsunuz?

Uzunca bir süre orucumdan gafil kaldığımı söylemek isterim. Üniversite yıllarım boyunca bir hayli boşlamıştım. 4 sene hiç ibadet etmedim, müzik, arkadaşlar eğlence, saçma sapan yanlış mı yanlış bir hayat yaşadım. Ama bu boşlama, büyük bir pişmanlık sonucu normale döndü. Rabbimin inayetiyle, mucizeleriyle tekrar ona harika ve geri dönüşü olmayan bir dönüş yaptım.

Ramazan ile birlikte çarşı pazarda fiyatların yükselmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?Ramazan fırsatçıları bulunduğuna inanıyor musunuz?

Ben ramazanda fiyatların düşmesi gerektiğine inanıyorum. Düşsün ki herkesin sofrası Halil İbrahim bereketine nail olsun. 2 kuruş fazla kazanmak için iki avuç dolusu ateşe ne gerek var. Ama ülkemizde o kadar çok şeytanın direktiflerine uyan insan var ki…

Ramazan ayında evde yemekleri kim yapar? Ramazan ayında yapılan özel yemekleriniz var mı? Siz de yemek yapar mısınız?

Yemekleri, eşim Kolera yapar. Ramazan’da daha çok çorba içeriz. Hurma çok tüketiriz. Ben mutfakta kendimi beğenmiş gibi olmayayım ama gayet iyiyimdir. Güzel yemek yaparım. En güzel yaptığım yemek, hünkar beğendidir. Beğenilerine sunduğum beğendiyi herkes çok beğenir.

İftar saatinde genellikle nerede olursunuz?

İftar saatinde evimde olmayı tercih ederim. Dışarıda iftar yaptığım zaman ibadet vaktini kaçırabiliyorum. O yüzden evimde iftar etmeyi tercih ediyorum. Şunu da unutmamak gerekir ki, iftarı her gün biriyle açmak da sünnettir. Ben de eşimi, dostumu bu maksatla iftara çağırırım.

İftar sofrasının sizin için olmazsa olmazları nelerdir?

Hurma, su, pide, çorba, herhangi bir tatlı ve sonrasında çay.

Sahur vakti uyanmak için nasıl bir önlem alırsınız?

Çok fazla uyumuyorum. Gecelere değer veriyorum. Benim için 3, 4 saatlik uyku yeterli. Ancak bazen hiç uyumadan işleri yetiştirmem gerekiyor. O zamanlarda da dengeyi kendimce kurmaya çalışıyorum.

Hayatınızda hiç iftar vakti top patladığını duydunuz mu?

Hem de çok. En sevdiğim şey o top sesiydi sanırım. Hemen su ile açardım orucu. Bazı şeylerin simgesi vardır. Bence Ramazan denince akla bir Ramazan davulu bir de atılan iftar topu gelir. Şimdi ezan sesini duymak için pencereden kafamızı çıkartıp acaba okundu mu diye dikkat kesiliyoruz.

Ramazan’ın sizin için anlamı nedir, anlatır mısınız?

Ramazan ayında tutulan 1 gün orucun faziletini, diğer tuttuğunuz oruçlarla elde edemezsiniz. Rabbimiz onun ecrini bizzat kendisi ahirette vereceğini buyuruyor. Bu yönüyle manen anlamı benim için tarifsizdir. Diğer yandan, Ramazan bana çocukluğumu hatırlatır. Kalabalık trafiği ve teravih namazı ardından fırına gidip taze atom (beze) alıp yediğim o hoş günleri hatırlatır. O dinginlik, huzur, huşu, iftar sonrası gelen rahatlık… Bunlar harikadır. Şu andaysa benim için kurtarıcı olan bir ay derim.

Röportaj: Neslihan KURAN

Sagopa Kajmer Röportajı,Zaman Gazetesi,Rap’den Rabb’e Sagopa Kajmer: Rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım

Rap’den Rabb’e Sagopa Kajmer: Rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım
H.SALİH ZENGİN
Yunus Özyavuz, nam-ı diğer Sagopa Kajmer, Türk rap müziğinin önemli ve farklı isimlerinden birisi. Onu kendi ifadesiyle diğerlerinden ayıran ve farklı kılan şey ise sözleri ve müziğinin kendine has oluşu.

Şarkı sözlerinde bolca Osmanlıca ve Farsça kelimeler kullanan Kajmer, “Yeraltı Operasyonu, Sözlerim Silahım, İhtiyar Heyeti, Sagopa Kajmer, 10 Kurşun, Bir Pesimistin Gözyaşları, G.O.R.A Soundtrack, Romantizma, Kafile, İkimizi Anlatan Bir Şey ve Kötü İnsanları Tanıma Senesi” isimli albümleriyle hatırı sayılır bir genç dinleyici kitlesini müziğine çekti. İçerisinde küfür barındıran eski sözleriyle arasını bozduğunu söyleyen Kajmer, ilginç bir itirafta da bulunuyor: “Şarkılarımın küfür içerdiği vakitlerde ailem beni hiç dinlemezdi.” Sagopa Kajmer, müzikte laf kalabalığını sevmediğini, önemli olanın özü yakalayıp az ve öz konuşmak olduğunu belirtiyor. Sözlerinin dinleyicilerinin aklında kalma sebebini sahip olduğu maneviyatla özdeşleştiren Sagopa Kajmer, “Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Son iki senem alim zatların hayatlarını araştırmakla geçti. Hâlâ benim için en mühim şey, o mübarek zatların dopdolu hayatlarından bir zerre olsun istifade edebilmek.” diyor. Sanatçı, bu kez sevdiği rap’çileri değil etkilendiği alimlerin isimlerini sıralıyor: Abdülkadir Geylâni, Ahmed el Bedevî, Hasan-ı Basri, Ahmed er-Rufai, Bişr-i Hafi, Buhari, Müslim... Eskiden rap’in önemli isimleriyle hemhal olan Sagopa Kajmer, “Ben rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki!” diyor. Kur’an-ı Kerim okumanın kendisini çok rahatlattığını kaydeden rap’çi Kajmer, Allah’la olan irtibatını ise şöyle açıklıyor: “Ben ilk önce Rabb’in benden istediklerini uygulamaya koyup daha sonra O’ndan aldığım güç ile dua ediyorum. İrtibat, çokça zikretmektir. Kelimelerden geçtik biz, manaya indik.”

Küçükken de böyle çok konuşan biri miydiniz?


Sessiz bir çocuktum, müzik dinler ve mutlu olurdum. Çok fazla içime kapanıktım. Anca biraz açıldım diyebilirim.

Anne-babanız ne diyordu sizin bu küfürlü şarkılarınıza? Ailenizin büyüklerine karşı bir isyan duygusu oldu mu içinizde?

Bana ailem karışmaz. Ne yaparsam onlar için iyidir. Önceki şarkılarımdaki küfürleri de önemsemiyorum, sonuçta herkes küfreder. Ben eski şarkılarımla aramı çoktan bozdum. Ayrıca isyankar değilim ve isyan müziği de yapmıyorum. İlk önce yaptığım müziğin isyan müziği olmadığını anlamanızı isterim. Eskilerde takılmamak gerek. Aile büyüklerime boynum kıldan incedir. Aile en önemli sahipliktir. Şarkılarımın küfür içerdiği vakitlerde ailem beni hiç dinlemezdi, hatta pop müzik yap derlerdi. Ne zaman ki ‘Bir Pesimistin Gözyaşları' albümünü yaptım; hem insanların hem de ailemin müziğime bakış açıları değişti. Böylesi beni de mutlu etti. Ünlü olmamak için ses tonumu değişik kullanırdım. Zamanından kalan içime kapanıklığın dışavurumuydu bu.

Kelimelerin gücü adına çıktığınız bu yolda sizi ne susturabilir?

Eğer iyi sözler yazamasaydım benimle röportaj yapar mıydınız? Sanırım hayır. Kelimelerin gücü, cümlelerin gücü; bu ikisine müziğin sağlamlığı eklendiğinde bütünlük sağlanıyor. Eğer sadece iyi müzik olsaydı da sözler kötü olsaydı olmazdı. Ben bir bütünüm, bütünlüğüm olduğu için Sagopa Kajmer'im. Hissettiklerimi açığa vururken dikkatli olmalıyım. Bu benim disiplinim, prensibim. Beni susturabilmek için yaratılmış herhangi bir güç yok. Çünkü ben gücümü dinleyicimden, insanlardan alıyorum. Susturulması ancak kendine bağlı olan bir imkansızım.

İllâ ki ağız dolusu konuşmak mı gerekiyor? Sustuğunuz anlarda ne yapıyorsunuz?

Nasıl planlama yaptığınıza bağlı. Ben de herkes gibi insanım, susarım da konuşurum da. Önemli olan doğru zamanda konuşup doğru zamanda susmak. Dışarıdan nasıl göründüğümü bilemiyorum ama kendimi nasıl gördüğümü çok iyi biliyorum. Sustuğum zamanlarda murakabe yapar düşünürüm. Laf kalabalığını sevmem. Müzikte de laf kalabalığını sevmiyorum. Özü yakalamak, az ve öz konuşmak lazım.

Kaf Kef, Evliya-i Rap, Küheylan, Yaşlı Çocuk, Karizmatik Emmi, Melodrama, Sagopa Kajmer... Gerçek isminiz de Yunus. Niye bu kadar çok mahlas kullanıyorsunuz?

O an ne hissediyorsam o. Şarkılara göre de değişir, hislere göre de. Kendimle barışık yaşarım, mahlasları hissi olarak düşünmek gerek. Öyle gelişi güzel bir şey değil. Her bir mahlasım benim ayrı bir anlatımımdır.

Sözlerinizin akıllarda kalıcı olmasının nedeni ne? Dünya zevklerine fazla itibar etmemeniz mi, sözlerinizin felsefeyle yoğrulması mı?

Maneviyatım. Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Neysem oyum. Olduğum gibi görünürüm, düşündüklerimi şarkılarıma aktarırken kelime dünyası içinden en öz olanları yan yana koyarım. Anlaşılırlık sayesinde kalıcılığı yakaladım.

Amerikan kültüründen doğan rap müziğinin argümanlarını kullanarak, Amerikalı takılmamaktan, kendi değerlerimize sahip çıkmaktan bahsediyorsunuz? Bu çelişki değil mi?

O zaman şöyle söyleyeyim, hiçbirimiz e-mail ya da internet kullanmayalım, kola da içmeyelim, Amerikan markaları da giymeyelim. Allah vesileler yaratmış, vesileyi değerlendirmek esastır. Her ne kadar Amerika sokaklarından çıkmış olsa da rap bir araçtır. Amaçsa içinde gizlediğindir. Sen bir kısmını alır ve kendi özüne uyarlarsın. Rock müzik yapanlar da böyledir, pop da. Türkiye'de sahip çıkmamız gereken ne var? Kültür diyoruz, gelenek görenek diyoruz, ama izlediğimiz kliplerde çıplak hatunlar, gırla içki, kötü sesler ve bize uymayan görüntüler var. Bırak Amerikancılığı, zaten yırtınsan onlar gibi olamazsın ya da yarattığın sahtelikle onların gerçekliğini yakalayamazsın. Bizde hep dış ülkelere özenti var. Artık Türkçe o kadar değiştirildi ki, esas bunlarla ilgilenmek gerek. Sago bunu söyler.

Ortaya koyduğunuz Türk rap'inin hem Türkiye'deki rapçilerden hem de dünyadaki rapçilerden farklı yanları nedir?

Benim hem sözlerim hem de müziğim kendime has. Cevap olarak bu gerçeklik yeter. Malum Türkçe rap dendiğinde "Iııghhh çok itici buluyorum" diyenler o kadar çok ki! Benden sonra insanların rap'e bakış açıları değişti. Ailelere kadar ulaştım. Kitlelerin bana olan sevgisi diğerlerine olanlardan çok daha farklı. Beni ağabeyleri, öğretmenleri olarak görüyorlar. İşte fark bu. Ben bir yıldız değilim, bir ihtiyacım belki de, kim bilir.

Rap ortamının algı ve idrak seviyesi düşük mü?

Hayır, hayli yüksek. Dinleyenlerim çok zeki. Zeki olmasalar beni dinlemezlerdi. Çünkü ben de zekiyim. İdrake geç varanlar ise sonradan her şeyin farkına varıyorlar. Sonuçta anlamadan idrak olmaz. Konserlerde bağıra bağıra, ağlaya ağlaya şarkılarıma iştirak ediliyorsa o insanların idrak seviyelerinin düşük olduğu nasıl söylenebilir? Onlar canım benim.

Türkiye'deki rap sanatçılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye gibi muhafazakar değerlere sahip bir ülkede rap gelişir mi?

İnsan kendini geliştirir, müzik gelişmez. Sen geliştikçe aracın olan müziği de değiştirirsin. Ne bileyim sözler değişir, anlattıklarının derinliği değişir. Muhafazakar bir ülkedeyiz diyorsunuz ama o eskidendi. Artık her şey o kadar serbest ki… Dünyayı gezdim, bizim kadar rahat ülke yok. Türk rap'inde neler oluyor bilmiyorum. Belki de umrumda değil. Herkesin bir şekilde amacına ulaşmasını ve bizim önderliğini yaptığımız bu türü geliştirmesini de canı gönülden istiyorum.

17 yaşında ‘Tepki' isimli bir rapçi "Kulağın boynuzdan korktuğu bir rap anlayışı var Türkiye'de. Büyükler bizi aşağıya itmeye çalışıyor" diye feryat ediyordu? Doğru mu bu?

Abartılı bir yaklaşım. İyi rapçi vardı da Türk rap dinleyicisi mi kabullenmedi? İyi olan her zaman iyidir ve iyi olan mutlaka sonuca varır. Ben 10 senede vardım. Ama vardım. Şahsi olarak derim ki; boynuzlar kimi zaman kulak altında kalırlar, kimi zaman onun üstüne çıkarlar. Boynuzuna göre değişir. Demek ki o boynuzlar kulağa ulaşamamışlar. Ulaşsalardı kendi özgürlüklerini tadarlar ve işin hazzına varırlardı. Bu denizin tüm suyunu bizler içeceğiz diye bir kaide yok.

İçerisinde gazel ve kaside olacak bir kitap yazmaya başlamıştınız? Ne aşamada?

Boş vaktim oldukça yazıyorum. Çok bir şey yok. Kaside, gazel vs. yazabilirsem ne mutlu bana.

Sizin sevdiğiniz rapçilerin isimlerini (Chuck D, Ice T, L.L, Krs, Cube, Kool Keith, Rakim gibi...) biliyoruz ama sizi kendine çeken evliya ya da derviş insanlar kimler?

Son iki senem alim zatların hayatlarını araştırmak ve onlardan feyzler almakla geçti. Hâlâ benim için en mühim şey, o mübarek zatların dopdolu hayatlarından bir zerre olsun istifade edebilmek. Beni derinden etkileyenleri büyük bir zevkle yazayım: Abdülkadir Geylâni (ks) en başta olmak üzere; Ahmed el Bedevî (ks), Hasan-ı Basri (ks), Ahmed er-Rufai (ks), Bişr-i Hafi (ks), Mahmud Hüdâi (ks), Şah-ı Nakşibendi, Feridüddin Attar (ks), Mevlânâ Celaleddin-i Rumi (ks), Buhari, Müslim, Hakim Tirmizi, İbrahim Hakkı Erzurumi (ks), Muhyiddin-i Arabi (ks). O kadar çoklar ki her biri ile ilgili değişik hayranlıklarım var. O saydığınız rapçileri eskiden dinlerdim. Ben rap'in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki! Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme. İlk emir okumak, ama roman okumak değil.

Söz, bu topraklarda değerli bir enstrümandır. Rap sözün gücünü azaltmıyor mu?

Vezin problemi olmasaydı kısıtlama olmazdı. Fakat malum ritimsel bir bütünlük için lirikal açıdan düzenleme şart. Bu işi de herkes yapamaz, ustanın işidir. O nedenle ben ben oldum. Her ne kadar kısıtlı bir söz dizimi olsa da içi umman oldukça problem yok.

Sözün en etkili ve tasarruflu sarf edildiği kitap Kur'an'dır. Kur'an okuyor musunuz?

Katılıyorum. Elbette okuyorum, okumadan olur mu? O kadar rahatlatıyor ki!..

Allah'la dua ederek konuşurken kullandığınız kelimeler nasıldır peki?

Rabb’imiz bizlere sünnet izinden gitmeyi buyuruyor. Onunla iletişim için ilkin sünnete bağlanmak ve bu vesileyle doğruca ilerlemek gerek. Malum herkes canı sıkıldıkça Rab ile konuşabilir, içini rahatlatabilir. Lakin ben ilk önce Rabb'in benden istediklerini uygulamaya koyup daha sonra ondan aldığım güç ile dua ediyorum. Bir şey yapmadan bir şey beklemek ya da kuru kuruya dua etmek bana ters. İrtibat, çokça zikretmektir. Ben buna çok önem veririm. Bir süre sonra otomatik olarak iletişiminiz güçlenir. Kelimelerden geçtik biz, manaya indik.

Hem dindar hem pesimist olabilir mi insan?

Çelişki arayan için hayat çelişkilerle dolu. Mühim olan takdir etmek. Pesimist olmak, mecazi manada suskunluktur. s.zengin@zaman.com.tr

"Rap'i yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran Eminem, 5r0 cent gibi Amerikalı rapçileri yeriyorum. Umrumda değiller!"

Sizin ilk dönemler protest, daha küfürlü bir tarzınız vardı? Zamanla daha derin, manalı, aşk ve acı üzerine yoğunlaşan bir tarza kaydınız? Ne değişti, ne değiştirdi kelimelerinizi? Rap'çı Yunus, Hak'çı derviş Yunus olma azminde mi?

Her zaman aynıydım, siz beni geç yakalamışsınız. Her şey aynı. Yunus, Yunus’tur. Bizim Yunus. Ama sizin, ‘bizim Yunus' demeniz için beni daha iyi idrak etmeniz gerek.

Osmanlıca ve Farsça kelimelerini sık kullandığınız şarkılarınızı günümüzün gençleri anlayabilir mi? Son albümünüz Kötü İnsanları Tanıma Senesi daha sade ve yabancı kelimelerin azaltıldığı bir çalışma olmuş. Bu yöndeki şikayetlerin bir sonucu mu bu?


Hayır, daha fazla kişiye ulaşmak için daha anlaşılır olmak gerek. Tercih edilen yol bu. Kimsenin bir şikayeti yok. Hatta ben komple yabancı kelime kullansam da onlar ezberler ve hissederler. Herkese her türlü yazabildiğimi gösterdim en azından. Önceden benim için "sözlük ve kitap açıp yazıyor" denilirdi. Bu gibi cahilleri bilgimle ezdim. Ben sokak şairiyim diyorum. Bu şu demek; sokak kültürü ile iç içe yaşadım ve sokaktaki insanın diliyle nasıl müzik yapılır onu yaptım. Biraz kaba, biraz sert ama genelde etkili bir yapım var. Tamamıyla kendi tasarımım.

Gençleri alkolden, uyuşturucudan uzak durmaya çağırıyorsunuz. Oysa birçok insanın kafasında rap'in bu tür ortamlarda filizlendiğine dair bir yargı yok mudur?


Her duyulana ya da her insanın dediğine inanmamalı. Kötü de var, iyi de. Sage Francis adlı rap sanatçısını örnek verelim. Bu MC belki de en önemli rap yıldızlarından biri ve Amerika'da benim lirikalitemde olan, hissiyatı bana benzeyen bir sanatçı. Ne alkol içer ne de uyuşturucu kullanır. Ben bunlarla ilgileniyorum. Ve her fırsatta rapi yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran büyük Amerikalı rapçileri de yeriyorum. Bu Eminem olsa da dr dre ya da 50 Cent olsa da. Umrumda değiller! Onların sözlerinin toplamını karşınıza alın, gülersiniz. Kısacası Sago der ki; ağzı olan konuşuyor. Rap müziğinin kitabını yazacak derece bilgi sahibi biriyim. O nedenle işi kısaca özetleyelim: Rap demek iyi söz ve iyi yorumun kaliteli bir müzikle birleşmesidir. Bunu yaparken ne içtiğin ya da ne kullandığından ziyade çıkan şarkının kalitesi seni alakadar etmeli. Gençleri hiçbir şeyden uzak tutma gayretim yok. O gayreti onlar göstermeliler, ben de vesile olmalıyım. İşin özü Sago'nun sözüdür.
Kaynak:Gençlik.Zaman
Sitedeki eserlerin her türlü yayın hakları SekiLnet.Com'a aittir.
Eserler kaynak göstermek şartı ile kullanılabilir. Copyright 2008 © sekilnet.com LoRd SekiL